Madrid’in kalabalık sokaklarından birinde, Belle Claire adındaki kızın müthiş göğüsleri güneşin altında parıldıyordu. O anı gören adamın gözleri onun o kusursuz bedenine kitlenmişti; bele kadar sıkı oturan şort, her hareketiyle amını hafifçe ortaya çıkarıyordu. Adam yanına yaklaştığında Belle’nin yüzündeki utangaç ama davetkar ifade, daha da iştah kabartıyordu. Sokakta herkesin arasında, özgürce ve arsızca başlayan bu sevişme, çıplak tenlerin sürtünmesiyle hız kazandı.
Belle’nin incecik belini kavrayıp onu duvara dayadığında, aralarındaki gerilim katlanarak arttı. Dilini ağır ağır amcığına gezdirdi, yumuşacık dudaklarıyla saksonun ucunu ısırdı, ilmek attı. O esnada adamın sertleşen yarağı iyice kabarıyor, Belle’nin amcığını deli gibi emiyordu. Kızın nefesleri hızlanmış, bedeninin her yanında elektrikler çakmaya başlamıştı. Dayanılmaz bir arzu içinde köklemeye başladı adam; sokaktan geçenlerin laf atmalarına aldırmadan amını derinlemesine mahvetti.
Belle Claire artık tamamen teslim olmuştu; sırtını daha da kavis yaptırarak adamın kalın yalağını amına hapsederken, elleriyle de adamın sert bacaklarını sımsıkı kavradı. Her hareketinde yumuşacık amcığı şiddetle genişliyor, içten içe kız bağrında patlayacakmış gibi inliyordu. Adam tüm gücüyle dayanıyor, belle iyice yarmaya devam ediyordu; dışarıda yüksek sesle çıkan ahlar ve kıvranmalar sokağın ortasında yankılanıyordu.
Sonunda doruğa ulaştılar ikisi de; adamın koca yarığı Belle’nin karısına o kadar derinden indi ki neredeyse dibi görünüyordu. Amından fırlayan sıcak sıvılar avuçlara dolarken kız üstüne çöktü ve titreyen nefesiyle son inlemelerini sokağa saçtı. Bu kaba dayamanın ardından birbirlerine yapışarak soğumaya başladılar; sokaktaki herkes onların yaşadığı şehvetin ateşini görmüş gibiydi. İstanbul’un ortasında yaşanan bu pislik ve zevk dolu anların ağırlığı hala havadaydı; kimse böyle delicesine bir sikmeyi unutamazdı.